Blog

Yazılar

Adsiz-tasarim-33.png
24/Şub/2022

Karın ve bel çevresinde artan yağ dokusu, diyabet riskini daha fazla arttırır. Tip 2 Diyabet ile obezite arasında çok yakın bir ilişki vardır. Obezite, insülin direncine neden olmakta, bu da diyabet oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Pek çok bilimsel çalışma obezite ve Tip2 diyabette çevresel ve genetik faktörlerin dışında bağırsak mikrobiyotasının önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Obezite ve Tip2 diyabette bağırsak florasında özellikle Bifidobakterin sağlıklı insanlarla kıyaslandığında azaldığı tespit edilmiştir. Bifidobakteriler halk arasında iyi kolestrol olarak bilinen HDL kolestrol düzeyi ile ilişkilendirilmiştir. Florada bifidobakterilerin azalması HDL kolestrol düzeyini de olumsuz etkileyerek düşürmüştür.


Adsiz-tasarim-32.png
24/Şub/2022

Çağımızın hastalığı obezite başta olmak üzere metabolik hastalıkların gelişiminde bağırsak mikrobiyotası önemli rol oynar.
Bağırsaklarımızı enerji dengemizin sağlanmasında ve bağışıklığın korunmasında rol oynayan endokrin bir organ olarak kabul edebiliriz. Bağırsak bakterilerindeki dengenin bozulması (Disbiyozis) tokluk ile ilgili gastrointestinal peptitlerin üretimini değiştirerek gıda alımının artmasına neden olabiliyor.


Adsiz-tasarim-31.png
24/Şub/2022

Sindirim sisteminde gaz birikimi sonrasında oluşan karındaki şişkinlik hissi gün boyu artarak sürebilir, yemeklerden sonra şiddetlenebilir. Midede biriken gaz genellikle geğirmekle dışarı çıkar veya alt bağırsaklara geçerek burada birikebilir. Barsaklarda biriken gaz barsağın şişerek gerilmesine ve böylece ağrı hissedilmesine yol açar. Gaz genelde kalın barsakların sol tarafında toplanır ve oluşan ağrı göğüse ve omuza yayılarak kalp hastalığı ile karıştırılabilir. Gaz kalın barsakların sağ tarafında birikip ağrı yaptığında ise safra kesesi hastalığı yada apandisit zannedilebilir (Bkz. Sindirim sistemi anatomisi). Karında aşırı gaz ve şişkinlik hissi sık görülen bir fonksiyonel barsak hastalığı olan irritabl barsak hastalığının bir bulgusu olabilir. Karında şişkinlik hissi, nadiren de olsa bazen barsak tıkanması gibi ciddi bir problemin belirtisi de olabilir. Eğer var olan gaz probleminiz farklı bir hal alıp şiddetlenmişse ve birlikte dışkılama alışkanlığınızda bir değişiklik fark ediyorsanız doktorunuzu bundan haberdar etmelisiniz.


Adsiz-tasarim-30.png
24/Şub/2022

Tekrarlayan geğirmelerin en sık görülen sebepleri nelerdir?
Geğirmenin en sık görülen sebebi yukarıda anlatılan ve fazla miktarda hava yutulmasına yol açan nedenlerdir. Karbonat veya karbonik asit içeren içecekler mide asidi ile temas sonrasında karbondioksit oluşturarak midede aşırı gaz birikimine yol açabilirler. Aşırı geğirme gastroözofagial reflü hastalığına eşlik edebilir.
Tekrarlayan geğirmenin bir diğer nedeni ise gastrittir. Akut veya kronik gastritin birçok nedeni olmakla birlikte en sık görülen neden Helicobacter pylori adı verilen bir bakteridir. Bu organizma mideye yerleştiğinde oluşturduğu gastrit sonrasında midede aşırı gaz oluşumu ve şişkinlik yaratabilir. Midede bu bakterinin varlığı kanda antikor araştırılarak veya nefes testi ile ortaya çıkarabilir. Doktorunuz H.pylori enfeksiyonu için uygun tedaviyi planlayacaktır.


Adsiz-tasarim-19.png
23/Oca/2022

Gluten hassasiyeti son zamanlarda bir çok kişide görülmektedir. Glutene karşı hassasiyetiniz var ise gluten içeren gıdaları az ölçüde tüketmelisiniz. Ancak çölyak hastalığı tanısı konuldu ise gluten içeren hiçbir besini tüketmemelisiniz.

Gluten, buğday ,arpa ve çavdar gibi bazı tahıllarda doğal olarak bulunan prolamin isimli bir protein türüdür. Gluten (intoleransı) hassasiyeti bazen Çölyak hastalığı ile karıştırılır ancak bu 2 sorun arasında bazı farklar vardır.

Çölyak hastalığı bağışıklık tepkisinin virüsler ve bakteriler gibi yabancı maddelerden ziyade vücudun kendisine yönelik saldırganlaştığı otoimmün bir sorundur. Çölyak hastalığı sadece HLA-DQ2 veya DQ8 adı verilen belirli genlere sahip belirli kişilerde görülebilir. Nüfusun yüzde 30 unda bu genler vardır. Çölyak hastalığı olan kişilerde ince bağırsakta iltihabi reaksiyon görülür. Bu genler yoksa çölyak hastalığı gelişmez.

Gluten hassasiyeti çölyakı taklit edebilir. Gluten hassasiyeti çok daha fazla görülür.

Gluten hassasiyeti Belirtileri veya oluşmasına neden olabildiği bazı hastalıklar şunlardır;

Fibromiyalji
Baş ağrısı
Sivilce,egzema gibi sorunlar
İshal ya da kabızlık
Kısırlık sorunları
Kas-eklem ağrıları
Mide ağrısı , bulantı ve şişkinlik
Kronik yorgunluk, halsizlik
Haşimato
Deri problemleri
Sebepsiz kaşıntılar ve allerjiler
Diyabet
Migren
Osteoporoz
Anemi sorunları
Reflü
Crohn hastalığı
Huzursuz bacak sendromu
İrritabl bağırsak sendromu (İBS)
Otoimmün hastalıklar


Adsiz-tasarim-18.png
23/Oca/2022

Karbonhidrat kalıntılarını azaltatak enerji tasarrufu yapar.
Vitamin K, B12, B1, B2, biotin sentezler.
Butirat başta olmak üzere bağırsak için çok önemli olan kısa zincirli yağ asitlerini sentezler. (bütirat kolon kanserini önler.)
Vücudun pH’sını düzenler. (asit-baz dengesi)
Antibiyotik benzeri moleküller üreterek zararlı mikroorganizmaların üremesini engeller.
Bağırsakta bulunan sekretuvar IgA sentezler. (savunma sistemi ile ilgili)
Besinlerin sindirim ve emiliminde önemli bağırsak villuslarının oluşumunu ve damarlanmasını sağlar.
Bağırsak geçirgenliğini önler.
Hem bağırsak hem de vücut bağışıklığının sağlığından sorumludur.
Besinlerle alınan toksinleri ve karsinojen molekülleri yok etmeye yardımcı olur.
Bağırsak hareketlerini düzenler.
Safra tuzlarının bağırsak tarafından geri emilimine yardımcı olur. Böylelikle yağ sindirimi gerçekleşir.


Adsiz-tasarim-17.png
23/Oca/2022

HbA1c Nedir?
HbA1c vücutta glikasyon adını verdiğimiz dokuların şekerlenme durumunu gösterir. Glikasyon enzimler olmadan oluşur. Burada şekerin protein ya da bir lipite kovalent bir bağlanma şekli mevcuttur.(görsel post)

Glikolize hemoglobin testi (HbA1c)

Hba1c kan testi olan glikolize hemoglobin testi ortalama 2-3 aylık periyot içinde kan glikoz düzeyi hakkında bilgi verir.

Kan glikoz düzeyi arttığı zaman, glikoz molekülleri eritrosit içindeki hemoglobine bağlanır. Kanda normalin üzerinde glikoz ne kadar uzun süre kalırsa, o kadar fazla glikoz kırmızı kan hücrelerine bağlanır ve glikolize hemoglobin düzeyi artar.

Bu bileşik (glikolize hemoglobin bileşiği) eritrositlerin yaşam süresi olan ortalama 120 gün , aynı durumda devam eder.

Normalde HbA1c düzeyi 5.7 nin altında olmalıdır.
Diyabet hastalarında önemli bir takip kriteridir.


Adsiz-tasarim-16.png
23/Oca/2022

1- Şeker ve işlenmiş gıdalar
Şeker çok inflamatuardır ve fiziksel sağlığı olduğu gibi zihinsel sağlığı da bozar. İşlenmiş gıdalar da sadece şeker içerdikleri için değil işlenmiş bitkisel yağlar, yapay gıda katkıları, gluten içerdikleri için de zarar verir.
2- Gluten ve tahıllar
Çölyak veya gluten alerjisi olanlardan başka toplumda çok fazla sayıda kişide gluten hassasiyeti mevcuttur. Gluten anksiyeteyi de tetikliyor. Bazı kişilerde glutensiz tahıllar da tetikleyici olabiliyor.
3- Yapay tatlandırıcılar ve katkı maddeleri
Aspartam ve MSG (monosodyum glutamat) anksiyeteyi tetiklediği gösterilen iki katkı maddesi. Diğer katkı maddeleri de inflamasyona yol açarak anksiyeteyi tetikliyor.
4- İşlenmiş bitkisel yağlar
Ayçiçeği, mısır, soya, aspir, pamuk ve yerfıstığı yağları omega 6 açısından zengindir ve dolayısıyla inflamasyona yol açarlar. Aynı zamanda bunlar anksiyeteyi de tetikler.
5- Besi çiftliği hayvanlarının ürünleri
Et sağlığımız için önemli. Ancak hangi eti yediğimize göre çok şey fark eder. Besi çiftliklerinde hayvanlar yapay yemler, hormonlar ve antibiyotiklerle besleniyor. O nedenle bu tür etler inflamasyon ve anksiyeteye yol açıyor.
6- Fazla miktarda kafein
Kahve ve diğer kafein içeren içeceklerin aşırı tüketilmesi anksiyeteyi tetikliyor. Gazlı içecekler ve enerji içecekleri kafeinin yanı sıra anksiyeteyi tetikleyen şeker ve yapay katkılar açısından da zengindir.


Adsiz-tasarim-15.png
23/Oca/2022

Vücudumuzun ihtiyaç duyduğu faydalı besin maddelerini taklit eden, görünmez ve kokusuz ağır metaller, kronik sağlık sorunlarının tetikleyicisi olabilirler.
Ağır metaller düşük dozlarda dahi uzun süre maruz kalındığında vücutta birikebilir. Vücuttan atılması on ila yirmi yıl sürebilir.
Toprakta bulunurlar, ancak maden ve eritme faaliyetiyle yoğunlukları artar.
Hemen herkesin vücudunda biriken birkaç zararlı metal bulunmaktadır. Bu metallerin düzeyi test edilebilmektedir.
Cıva, arsenik, kurşun ve kadmiyum sık karşılaşılan ağır metallere örnektir. Alüminyum ise ağır metaller sınıfı dışında kalmasına rağmen beyin ve kemik iliğinde biriktiği gözlenmektedir.
Bu toksik ağır metaller bir kişinin vücudunda biriktiğinde bağırsak florasını kalıcı olarak değiştirebilir, kronik semptom ve rahatsızlıklara yol açabilirler.
Ağır metal seviyenizin ölçülmesi ile başladığınız yolculukta, kişiye özgü eliminasyon beslenmesi ve zararlı metaller nedeniyle kaybedilen mikrobesinlerin yerine konması temel tedavi yaklaşımıdır.(


Adsiz-tasarim-14.png
23/Oca/2022

Mutluluk hormonu olarak bilinen Serotoninin %90’ının bağırsaklarımızdan salgılandığını biliyor muydunuz?
Mutluluk seviyemizin yüksekliğinin sırrı ise dengeli bir bağırsak florasıyla ilişkili. Dengeli bir bağırsak florası için paketli gıdalardan, şekerli yiyeceklerden, işlenmiş gıdalardan, katkı maddeleri içeren yiyeceklerden, sigara ve alkolden kaçınmalı; doğal ve sağlıklı besinler tercih edilmelidir. Probiyotik ve prebiyotik içeriği yüksek gıdalar da ayrıca bağırsak florasının dengelenmesinde yardımcıdır. Serotoninin diyetsel kaynağı ise triptofandır. Triptofan içeriği yüksek besinleri sizin için listeledik:

– Balık
– Ispanak
– Ceviz
– Badem
– Avokado
– Olgunlaşmamış doğal muz
– Yaban mersini
– Kivi
– Yeşil çay ve çiğ tüm sebzeler


Copyright Dr. Esra Gökmen. Tüm Haklara Sahiptir. Tasarım Fusion Reklam