Blog

Yazılar

Adsiz-tasarim-43.png
24/Şub/2022

Kandaki insülin seviyesinin düşmesi, başta insülin direncinin ortadan kalkmasıyla birlikte, yüksek insülin seviyesinin sebep olduğu obezite, tip 2 DM ve kalp damar hastalıklarının da iyileşmesini sağlamaktadır.

Glisemik indeksi yüksek gıdaların terk edilmesi, yerine lifli ve indeks değeri düşük gıdaların tercih edilmesi tokluk süresini uzatacağı gibi, rebound hipoglisemik (kan şekerinin düşmesi) ataklarında önlenmesini sağlayacaktır. Tokluk süresinin uzaması da besine (tatlı-şeker) duyulan ihtiyacı azaltacaktır.

Glisemik indeksi düşük gıdalarla beslenmek, tok kalarak sağlıklı kilo vermenin ve iştah kontrolünün en önemli adımlarındandır.


Adsiz-tasarim-42.png
24/Şub/2022

Sürekli Aç Hissediyorum Diyenlere; Gıdanın Kalorisi Mi? Kalitesi Mi?
Yüksek glisemik indeksli bir gıdanın tüketilmesinden sonra glikoz hızlı bir şekilde emilir. Vücutta insülin salınımını arttırır, glukagon salınımını baskılar ve kan şekerini hızlıca düşürmeye başlar. Yemekten sonraki ilk saatler boyunca kas, karaciğer ve yağ dokuya hızlıca glikoz alımı olur, karaciğer ve yağ dokuda lipogenez yani yağ yapımı uyarılır. Yemekten yaklaşık üç saat sonra yüksek glisemik indeksli gıdanın sindirimi tamamen bitmiş ve glikozun büyük kısmı doku içinde yağ yapımına katılmıştır. Kan glikoz düzeyi ise bu sefer çok düşmüştür. Beyin bu durumu kritik dokular için yeterli enerji yok olarak algılar ve açlık ile yüksek glisemik indeksli gıdalara karşı istek oluşturur. Kişi kısır döngüye girer. Yemekten sonra hemen acıkma hissi doğar. Üstelik her yemekten sonra!

Bu kısır döngünün kırılması ve mevcut yağ depolarının, enerji kaynağı olarak kullanılması için beslenmeden glisemik indeksi yüksek gıdalar çıkartılarak, insülin salgılanmasını engellemek gerekmektedir.


Adsiz-tasarim-41.png
24/Şub/2022

 

-Antimikrobiyal, antimantar ve antiinflamatuar özellikleri ile bağışıklık sistemi modülasyonunda oldukça etkilidir.
-İçeriğindeki aktif madde TQ / Thymoquinone güçlü bir antioksidan, antienflamatuar ve antihistamindir.
-Mide duvarını, karaciğer, böbrekler ve beyni koruduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
-Yapılan bir araştırmada TSH Tiroid hormonunu ve TPO Tiroid antikorlarını düşürdüğü, Serum T3 düzeyini geliştirdiği T4 ve T3 oranını dengelediği görülmüştür.
-Hashimoto hastalığının yaygın kök nedenlerinden biri de enfeksiyonlardır. Çörek Otunun bakteriyel enfeksiyonların (H.Pylori) tedavisinde etkilidir. İçeriğindeki TQ’nun biyofilm bozucu (bakterilerin kendilerini koruma kalkanları) özelliği vardır.
-Antimantar özelliği ile bağırsakta oluşan Kandida üzerinde de etkilidir.
-Ayrıca antidiyabetik özelliktedir. Kronik hastalıkların yönetiminde en kritik faktörlerden biri de kan şekeri yönetimidir. Çörek otu yağı kan şekeri dengelemeye yardım ederek metabolik sendrom, insülin direnci / hassasiyeti, diyabet ve polikistik over (PCOS) üzerinde de etkili olduğu gösteren araştırmalar vardır. Bu özelliği ile hipotiroid ve Hashimoto’da kilo yönetimi konusunda da destektir.


Adsiz-tasarim-40.png
24/Şub/2022

Kırmızı et ve tavuk etine göre daha az düzeyde yağ ve doymuş yağ içeren balık omega 3’ün yanısıra kaliteli proteinler, vitaminler ve mineraller yönünden çok zengin bir besin. B grubu vitaminlerden tiamin(B1), niasin (B3), pridoksin (B6), B12 ve yağda eriyen vitaminlerden A ve D’nin iyi kaynakları olarak kabul edilen balığın 100 gramı, özellikle A vitamini gereksiniminin %10-15’ini karşılıyor. Balık aynı zamanda folik asit, fosfor, kalsiyum, iyot ve selenyum gibi mineraller içeriğiyle de çok zengin bir besin, iyi bir protein kaynağı.


Adsiz-tasarim-39.png
24/Şub/2022

1. Sağlıklı Beslenme: Sağlıklı yaşam tarzının tartışılmaz ilk maddesi sağlıklı beslenmedir. Beslenme hem fiziksel hemde ruhsal sağlığı etkilemektedir. Beslenmenizden şeker, gluten ve paketli ürünleri çıkarmalısınız. Şeker, gluten ve katkı maddeleri bağırsak florasını bozarak geçirgen bağırsak dediğimiz duruma neden olur ve bunun sonucunda halsizlik, yorgunluk, algının azalması, vücut ağrıları, sıkıntılı duygusal durum ve birçok kronik hastalık ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle sağlıklı yaşam tarzının ilk adımında mutfak alışkanlıklarınız değişmelidir. Şeker ve gluten içerikli ürünlere hayır diyemiyor, bu gıdalara karşı duygusal yeme hissediyorsanız biorezonans terapileride size destek olacaktır.

2. Egzersiz/Esneme: Egzersizin kas kuvvetini, dayanıklılığını, esnekliğini arttırma, kiloyu azaltma ve korumanın yanı sıra kardiyovasküler hastalık riskini azaltma, kan yağ ve glikoz düzeylerini düşürme, psikolojik durumu ve uyku kalitesini düzeltme, kemik mineral yoğunluğunu arttırma, bazı kanser tiplerini ve kronik ağrıyı azaltma gibi birçok olumlu etkileri vardır.

3. Düzenli kan tahlili yaptırmak: Vücudunuzdaki eksiklikler veya fazlalıklar tüm metabolizmayı etkiliyor. Düzenli kan tahlili yaptırıp doktor kontrolünde eksikliklerin tamamlanması sağlığınızı destekleyecektir.

4. Nefes egzersizleri: Gün içerisinde düzenli olarak yapacağınız nefes egzersizleri kan basıncınızın dengelenmesinde, uykularınızın düzenlenmesinde ve stres düzeyinin azalmasında yardımcı olmaktadır. Nefes egzersizleri depresyon, panik atak ve anksiyete gibi ruhsal rahatsızlıklarda da destek olarak kullanılmaktadır.

5. Uçucu yağlar: Gün içerisindeki koşuşturma sonunda lavanta gibi uçucu yağlar sizi sakinleştirir ve uykuya dalmanızı kolaylaştırır.

6. Bitki Çayları: Kahvaltınızda siyah çay seviyor olabilirsiniz ama gün içerisinde bir bardak bitki çayını da bizce alışkanlık haline getirirseniz çok fayda göreceksiniz. Rahatlamaya ihtiyacınız varsa melisa, papatya; sindirim probleminiz varsa rezene veya ödem probleminiz varsa yeşil çay gibi çaylar size destek olacaktır.

7. Düzenli Uyku: Uyku esnasında salgılanan melatonin hormonu hem kaliteli bir uyku için hem de bizi kanser başta olmak üzere kronik birçok hastalıktan korumaktadır. Sağlıklı bir hayatın olmazsa olmalarının başında, kaliteli ve düzenli uyku da yer almaktadır. Kaliteli uyku için uyuduğunuz alanın havalandırılması ve karanlık olması büyük önem taşımaktadır.


Adsiz-tasarim-38.png
24/Şub/2022

Eliminasyon diyeti belirli gıda gruplarının belirli bir süreliğine beslenme düzeninden çıkarılması, daha sonra çıkarılan gıdaların yavaş yavaş ve teker teker beslenme düzenine geri eklenmesi ve olası reaksiyonların izlenmesini içeren bir diyettir. Zayıflamak amacından çok, otoimmun ya da kronik inflamatuar hastalıklar gibi ciddi rahatsızlıklardan kurtulabilmenize destek olmak ve barsaklarda ki harabiyeti iyileştirmek amacıyla, antijen olarak görülen besinleri vücuttan uzaklaştırmak esasına dayanır.

 

Eliminasyon diyetinde yasak olan gıda grupları:

Şeker ve tatlandırıcılar (Fruktoz şurubu, sükroz, şeker)
Glutenli tahıllar ve unları (Buğday, arpa, çavdar vb.)
Süt ürünleri (Süt, yoğurt, peynir)
Yumurta
Mısır
Soya
İşlenmiş et ürünleri
Sığır eti
Kabuklu deniz ürünleri
Yer fıstığı
Alkol, kahve ve çikolata
Domates, biber, patlıcan, patates (şart değil)

 

Eliminasyon diyetinde serbest olan gıda grupları:

Sebzeler ve meyveler (Mevsiminde ve organik)
Pirinç
Soya ve yer fıstığı dışındaki tüm bakliyatlar
Kavrulmamış çiğ kuruyemişler (Ceviz, fındık, badem)
Tohumlar (Kavrulmamış çekirdekler)
Kuzu eti
Balık (Mevsimindeki, küçük deniz balıkları)
Kümes hayvanları (GDOsuz beslenen organik tavuklar)
Glutensiz tahıllar (Amarant, kinoa vb.)
Sağlıklı yağlar (Zeytinyağı, sade yağ (Isıtılarak sütü ayrılmış doğal tereyağı))
Baharatlar (Zerdeçal,Zencefil, Kekik, Biberiye, Traçın)
Yeşil yay (az miktarda açık siyah çay da olabilir)
Eliminasyon dyeti kimler için uygundur?
Bu diyet sürekli hazımsızlık ve şişlik, reflü, mide şikayetleri, karın ağrısı, sık sık ishal olma gibi sindirim ve boşaltım şikayetleri yaşayan bireyler için uygundur.
Aynı zamanda kronik yorgunluk, migren atakları, fibromiyalji, irritabl bağırsak sendromu yaşayan insanlar için de uygulanabilir bir diyet türüdür.
Eiminasyon diyeti uygularken nelere dikkat edilmeli?
Eliminasyon diyeti uygularken dikkat edilmesi gereken şeylerden biri bu diyette ciddi kısıtlamalar yer aldığı için vitamin mineral eksikliği oluşabilmesidir. Bu tarz problemlerin önüne geçilmesi için kişi bir uzman tarafından takip edilmeli ve kişinin kan değerleri kontrol altında tutulmalıdır.


Adsiz-tasarim-37.png
24/Şub/2022

  • En önemli aksesuarımız saçlar.
    Saç dökülmesiyse herkesin korkulu rüyası.
    En sık görülen saç dökülmesi çeşidi olan androgenetik alopesi 20’li 30’lu yaşlarda başlayıp yaş almayla beraber artma eğilimindedir. Yaşlılık görünümünde önemli olan saç kaybı antiaging tıbbının temel konularındandır.
    Saç telleri sürekli bir döngü halindedir.
    Büyüme, geçiş, bekleme ve dökülme olarak 4 evrede inceleyebileceğimiz bu döngüde beslenmesi normal bir saç teli bekleme fazından tekrar büyüme fazına geçer ve varlığını devam ettirir. Ancak bazı sebeplerle ihtiyacı karşılanamayan saç telleri dökülme fazına geçer ve dökülürler. Sağlıklı bir saçta günde 100’e kadar saç telinin dökülmesi normaldir. Saç dökülmesi daha fazlaysa buna neden olabilecek sebeplere bakılmalı sonrasında tedavi uygulanmalıdır.,
  • Saç dökülmesinin sebepleri neler olabilir?
    aminoasit eksiklikleri (özellikle serin, sistein, arginin)
    vitamin, mineral eksiklikleri (demir, çinko, magnezyum, kalsiyum, biotin…)
    hormonal dengesizlikler
    stres
    çevresel faktörler
    genetik yatkınlık
    çeşitli hastalıklar

Adsiz-tasarim-36.png
24/Şub/2022

Diyabete bağlı böbrek hasarının erken bulgusu nedir?
İdrarda artmış albümin atılımı diyabete bağlı böbrek hasarının erken bulgusudur ve bu aşamada hala iyi bir tedaviyle hastalığın ilerleyici olmasının önüne geçilebilir. Daha ileri aşamadaki hastalarda idrarla protein atılımı daha belirgindir ve hastalığın ilerleyici olma riski yükselir. Şu an itibarıyla, diyabete bağlı ilerlemiş aşamada fark edilen böbrek hastalığının ilerleyişini durduran bir tedavi bulunamamıştır. Ancak hastalığın ilerleyişini yavaşlatan tedaviler mümkündür.

 

Diyabeti olanlarda böbrek hasarı ne sıklıkta araştırılmalı?
Tip 1 diyabet tanısı konduktan sonraki beşinci yıldan itibaren, tip 2 diyabet tanısı konanlarda ise tanı anından itibaren yılda bir kez idrarla albümin atılımı olup olmadığı araştırılmalı ve böbrek fonksiyon testleri yapılmalıdır.

 

Diyabete bağlı böbrek hasarı varsa hastalığın ilerleyişini yavaşlatmak için ne yapılabilir?
İlk başarılması gereken kan şekeri kontrolüdür. Kan basıncı kontrolünü sağlamak üzere tuz kısıtlaması, gerekenlerde kilo verilmesi ve ilaç kullanımı da önemlidir. Sigaranın terk edilmesi ve lipid bozukluklarının da tedavisi gerekir. Son olarak böbreğe zarar verebilecek toksik maruziyetlerden kaçınmak gerekir. Böbrek için zararlı olabilecek toksik maruziyetlere gereksiz yere ağrı kesici kullanımı ve gereksiz ilaçlı radyolojik tetkik yapılması örnek verilebilir.


Adsiz-tasarim-35.png
24/Şub/2022

BS’de bağırsak krampları, gaz, şişkinlik, ishal, kabızlık gibi sorunlar ne yazık ki günlük hayatı çok olumsuz etkilerden aynı zamanda psikolojik olarak da kişilerde semptomlar gösterdiği bilinmektedir.
Bağırsaklar ikinci beynimiz ve metabolizmadaki görevi besinlerin sindirimi ve emilimi olup floramızın ev sahibi bu yüzden bu hastalıkta yeklerimiz çok önemli olup beslenme ile şikayetleri yok edebilirsiniz
Yapılan çalışmalarda IBS’li bireylerin %82’inde D vit düşük bulunmuş ve D vitamini tedavisi sonrası iyileşmeler gözlenmiş
Gastoenteroloji derneği 2020 yılındaki kılavuzunda IBS hastalarında beslenme tedavisinin önemi ve beslenmeyle birlikte semptomların giderilebildiğini açıklamıştır.


Adsiz-tasarim-34.png
24/Şub/2022

Hashimato, otoimmün teşhisi ve tiroid organ yetersizliği olan kişilerde hipotiroidiye bağlı hayat kalitesini düşüren semptomlar ve bazı hastalıklar açısından tetikleyici olabilmektedir.
.
Hipotiroidi olan kişilerde yapılan çalışmalarda:
%20’sinde küçük tansiyon yüksekliği gözlenmektedir
Hipotiroidli çoğu kişide sindirim organları kaslarında yavaşlama ve reflü, kabızlık durumuna eşlik eden safra sorunları olduğu fark edilmiştir
%30’unda kansızlık ve kansızlığa bağlı semptomlar gözlenmiştir
Yarısına yakın oranda bu kişilerin kas ağrısı ve güçsüzlüğü problemi yaşadıkları
Yumurtlama olmaması veya çok adet kanaması gibi kadın hastalıkları sorunları yaşadıkları
Hastaların en büyük çoğunluğundaysa %50’sinde saç/kaş kaybı veya seyrekleşmesi yaşanırken bu duruma cilt sorunlarının eşlik ettiği gözlenmiştir


Copyright Dr. Esra Gökmen. Tüm Haklara Sahiptir. Tasarım Fusion Reklam