Blog

Yazılar

Adsiz-tasarim-3.png
09/Eki/2022

Göz Altı Morluk Nedenleri:

-Kalıtımsal-genetik -ailesel: Malesef annenizin göz altı morluğu varsa size de olma ihtimali yüksektir.
-Alerji
-Dehidratasyon: susuz kalma
-Stres
-Zayıf cilt yapısı ; Özelikle yaşlandıkça, cilt doğal olarak cildi destekleyen yağ ve kollojenin bir kısmını kaybeder ve bu da göz altı bölgesindeki kan damarlarını daha belirgin hale getirebilir.

-Alkol,sigara; Alkol derideki küçük kan damarlarının genişlemesine neden olur

-Kansızlık; Demir eksikligi anemisi gibi

-Tükenmişlik,uykusuzluk
-Aşırı uyumak yada geç yatmak
-Ekran karşısında fazla vakit geçirmek ,göz yorgunluğu
-Fazla tuz veya kafein tüketimi
-Kemik yapısı: Ne yazık ki, kemik yapısı insanın değiştirebileceği bir şey değil, yani eğer sebep buysa, insanın bu konuda yapabileceği pek bir şey yok. Bir kişinin yüzünün şekli, gözlerinin altında koyu halkaların oluşmasına neden olabilir. İnsanların gözlerinin altında derin gözyaşı olukları olduğunda, gölgelenme ve girinti karanlık görünmesine neden olabilir,

-Damar yapısı: Göz kapağı derisi vücuttaki en ince deridir. Göz altı morluk altta yatan damarlardan kaynaklanmaktadır.
-Ovalama
-Egzema
-Yüz üstü yatmak


Adsiz-tasarim-2.png
09/Eki/2022

Göz Seyirmesi nedenleri:

-Magnezyum eksikliği
-Aşırı ekran maruziyeti: Bilgisayar, akıllı telefon veya tablet vb . Bunu önlemeye yardımcı olmak için 20-20-20 kuralına uyulayın: “Her 20 dakikada bir, ekranınızdan başka bir yere bakın ve gözlerinizin 20 saniye veya daha uzun süre uzaktaki bir nesneye (en az 20 fit uzakta) odaklanmasına izin verin.

-Görme bozuklukları: Gözlüğe ihtiyacınız olabilir veya zaten gözlük kullanıyorsanız numaranız değişmiş olabilir. Küçük görme sorunları bile gözlerinizi çok fazla çalıştırarak göz kapağı seğirmesini tetikleyebilir

-Uyku eksikliği
-Stres
-Alkol, kahve tüketimi
-Kuru göz
-Göz tahrişi
-Nörolojik hastalıklar ;Nadir olarak Bell felci, Parkinson veya Tourette


Paragraf-metniniz-8.png
21/Tem/2022

 

• Brokoli ve yaprakları
• lahana ( kırmızı, beyaz, kara, yer, çin),
• karnabahar ve yaprakları,
• bürüksel lahanası,
• pazı,
• turp çeşitleri,
• şalgam,
• hardal yeşillikleri,
• su teresi,
• yabani havuç ve diğerleri…
• Bu besinler içerdikleri sülforafan antioksidan, antimikrobiyal, antikanser, antienflamatuar, yaşlanma karşıtı, nöroprotektif ve anti-diyabetik özelliklere sahiptir ve kardiyovasküler , nörodejeneratif hastalıklara karşı da koruma sağlamaktadır. Aynı zamanda vücudun en güçlü antioksidan kapasitesine sahip olan aminoasit olan glutatyon üretimini destekler.


Paragraf-metniniz-7.png
21/Tem/2022

Önce kemikleri suda bekleterek kandan arındırın.
– 2 kilogram sığır ya da kuzu kemiği
-2 yemek kaşığı sirke (kemiklerin mineralini ayırmak için)
– 2 havuç kabaca doğranmış
– 2 sap kereviz kabaca doğranmış
-1 orta boy soğan doğranmış
– 2 diş sarımsak ezilmiş
-2 Defne yaprağı
-1 demet maydanoz
-1 yemek kaşığı tuz
-Su
-isteğe göre dereotu, maydanoz karabiber eklenebilir.
Tencereye kemikleri alan tencereyi ağzına kadar su ile doldurun üzerine malzemeleri ekleyin ve ocağa koyun su kaynadıktan sonra kısık ateşte ağzı açık şekilde 8-10 saat kadar(histamin yükü çıkmaması için maksimum 12 saat) kaynatın üzerindeki tef dediğimiz telvesini ara ara alın. Arada kesinlikle su eklemeyin. Kaynadıktan sonra kemikleri ve malzemeleri süzün soğumaya bırakın. buzdolabında 3-4 saat bekletin üzerindeki yağ tabakasını alıp atın. Geri kalan kemik suyunu istediğiniz şekilde ya buzdolabında 4 gün yada derin dondurucuda 9 ay muhafaza edilebillirsiniz. Aldığınız etin merada otlayan hayvan eti olduğuna dikkat edin .endüstriyel tip yetiştirilmiş hayvanın kemik iliğini kullanmayın. Çünkü hayvanlara verilen antibiyotikler, yemlerindeki zirai ilaçlar ve diğer birçok toksik yük esas olarak yağ dokusunda ve kemik iliğinde depolanmaktadır. Ve dolaylı olarak bu toksit yük size geçer. Toksik yükü en az olan hayvan grubu kuzudur. Mümkünse kuzu kemiği kullanın.


Paragraf-metniniz-6.png
21/Tem/2022

Polikistik Over Sendromu kadınlar arasında çok yaygın bir Estrojen baskınlığı hastalığıdır. Hastalar hayatlarının anne karnı ve büyüme dönemi dahil olmak üzere her döneminde yüksek Estrojen artışına neden olacak bir çok nedene maruz kalmıştır.
-Hastalığın gerçek patofizyolojk nedeni insülin direncine bağlı olarak gelişen bir sendromdur ( Nestler at al. Fertil Steril 2002 ) İnsüllin direncine bağlı vücuttaki Androjenler Arımatizasyonla sürekli Estrojenlere dönüşür.
-Ayrıca İnsülin Karaciğerden Hormonların kendisine bağlı olarak dolaştıran protein olan SHBG nin sentezini azaltır ve bu durumda en çok Testosteron ve Estrojen açığa çıkar. Zaten bu hastalıkta Testosteron artışına bağlı olarak sivilcelenme, tüylenme ve saç dökülmesi gibi erkeklik hormonu artışına bağlı yakınmalar yaşanır.
-Estrojen artışına bağlı olarak Anksiyete, Ödem, Kilo alma, şişkinlik, göğüslerde fibrokistik hastalıklar, Adet düzensizliği ve adet görememe gibi pek çok sıkıntılar yaşarlar. Ayrıca Overin içindeki İnsülin direncine bağlı Yumurta oluşturamamak ve çatlatamamak nedeniyle gebelik elde edememe gibi sorunlar yaşarlar.
-Bu kadınlara da tedavi olarak sentetik hormon içeren doğum kontrol hapları vererek adet gördürmek görüldüğü üzere hastalığın nedenlerini zaten tedavi etmediği gibi sahte bir adet yaparak ve daha fazla sentetik Estrojen yükleyerek tabloyu ağırlaştırmaktadır
-Tedavi nedenlerine yoğunlaşmak olmalıdır. Overdeki İnsülin direnci en önemli mücadeledir .Beraberinde vücutta Estojen ve Testosteron artışlarını kontrol altına almalıyız.
Estrojen detoksu ve Antiandrojenik ajanlar ve beslenme planı oluşturulmalı. Unlu şekerli ve süt gibi ürünler tamamen kesilmeli. Egzersiz planı da olmalı.
Ama kronik bir hastalık olduğu için uzun ve zor bir yoldur sabırlı olmak lazım.


Paragraf-metniniz-5.png
21/Tem/2022

Premenstrüel sendrom adet döngüsünün ikinci fazında ortaya çıkan kadınların yaşantısını oldukça olumsuz etkileyen ve adet olmayla birlikte düzelen hem fiziksel-davranışsal hem de psikolojik bulgularla seyreden önemli bir sendromdur.

Kadınlar ödem, şişkinlik, halsizlik, iştah değişiklikleri, memede gerginlik, kasık ağrısı, sinirlilik, uyku bozuklukları, agresif davranışlar, depresyon, baş ağrıları ve bilişsel yeteneklerde azalma gibi hayatı oldukça zorlaştıran bulgular yaşarlar.
Eğer psikolojik ve fiziksel bulgular ön planda ise PMS, psikiyatrik sorunlar ön planda ise PMDD olarak adlandırılır. PMS’de estrojen ve progesteron hormonlarında dalgalanma ve buna karşı da bedende aşırı hassasiyet yaşanmaktadır.
Özellikle ilk adet başladığı yıllarda, doğum sonrası dönemde, perimenopoz döneminde, yetersiz karaciğer estrojen ve xenobiyotic atılım durumlarında, vitamin ve mineral eksiklikleri olanlarda, tüplerin bağlanma sonrasında hormonlu spiral kullanım sırasında, doğum kontrol hapı kullanırken ya da bıraktıktan sonra, aşırı stres, aşırı kafein ve alkol kullanımı, kabızlık, lifisiz beslenme, anksiyete ve depresyon durumlarında hormonal dalgalanma nedeniyle PMS çok sık yaşanmaktadır.
Tedavi mantığında ise hormonal dengeyi kurmak için hormon vermek yerine onu bozanlara yönelmeliyiz.
-En başta HPA aksını düzeltmek,
-Yoga,meditasyon,nefes egzersizleri ile stresin azaltılması,
-Barsakların estrojen atması için bol lifli beslenme,
-Şeker,tuz,kahve ve alkolden uzak durmak,
-Eksik vitaminlerin yerine konması, B6, B9, B12,Mg, Omega3 kapsül,iyot,karaciğer
-Barsaktan Estrojeni temizleyen destekler, DİM,Ca-D-Glukarat, İzoflavonlar,Vitex Agnus castus,keten tohumu,black cohosh, evening primrose oil, red clover kullanımı, doğal progesteron desteği ile bu dalgalanma düzenlenerek semptomları iyileştirebiliriz.
Kadınların % 85’inde adet öncesi bu semptomların en az biri varken PMS ise % 30 oranında görülmektedir ve yaşam kalitesini oldukça bozmaktadır. Bu sıkıntılarınızdan bu yolla kurtulabilirsiniz.


Paragraf-metniniz-4.png
21/Tem/2022

Vücudun değişik bölümleri; gözünüz, diş ve diş etleriniz, saçınız, tırnaklarınız, kas ve eklemleriniz, ağzınız, cildinizin duygusal ve fizyolojik olarak yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunda sizlere işaret verir. Peki nedir bu işaretler;
Gözler
• Göz Altı Torbaları: Alerjiler, Gıda İntoleransları, Susuz Kalma
• Gece Görüşünün Zayıf Olması: A Vitamini
• Gözlerde Kılcal Kanlanmalar: C Vitamini
• Miyopluk: D Vitamini, Çinko
• Alt Göz Kapağı İçinin Soluk Olması: Demir
Dişler ve Diş Etleri
• Diş Eti Kanamaları: C Vitamini, Folat
• Çapraşık Dişler: Kalsiyum, K Vitamini
Saç
• Saç Dökülmesi: B2, B5, Biotin (B7), D Vitaminleri, Çinko
• Kuru Saçlar: A, E, Biotin Vitaminler, Omega-3, Protein, İyot, Selenyum
• Kepek: Selenyum, Omega-3, A Vitamini
Tırnaklar
• Kaşık Şeklinde Tırnaklar: B12, Demir
• Beyaz Lekeler: Kalsiyum, Çinko
• Soluk Tırnaklar: Demir, Biotin
• Kırılgan Tırnaklar: Kalsiyum, Magnezyum, İyot
• Tırnak Etlerinin Parçalanması: Protein
Kaslar ve Eklemler
• Kas Krampları: Magnezyum, B1, B2, B6
• Kas Kasılmaları: B1, B2, B3, B6, B9, D Vitaminleri, Magnezyum, Kalsiyum
• Ödem/Şişme: B1, B6 Vitaminleri, Potasyum
• Karıncalanma ve Uyuşma: B12, B5
• Eklemlerden Ses Çıkması: Manganez
Ağız
• Aft, Ağız Yarası: B3, B12, Folat, Kalsiyum
• Ağız Kenarlarında Çatlama: B2
• Zayıf Diş Minesi: A, D, K Vitaminleri, Kalsiyum
• Dilde Ağrı/Acıma: B2, B3, B9 Vitaminleri
• Koku ve Tat Kaybı: Çinko
Cilt
• Kol Arkasında Kabartılar: A Vitamini
• Kuru ve Sert Cilt: A ve E Vitaminleri
• Burun Kanamaları: C Vitamini
• Kolayca Morarma: C Vitamini
• Adet Görme Esnasında Akne: B6
• Dermatit: B2, B3, Biotin Vitaminleri
• Kırmızı Lekeler: Çinko
Duygusal/Zihinsel
• Depresyon: B1, B5, B7, Paba (Para-Amino Benzoik Asit)
• Bunama: B1, B3, B12, B9 Vitaminleri
• Sinirlilik/Tedirginlik: B1, B6, B5 Vitaminleri
• İnsomnia (Uykusuzluk): B3, B5, B6, D Vitaminleri
• Baş Dönmesi: Demir, B2, B12 Vitaminleri


Paragraf-metniniz-3.png
21/Tem/2022

Beyninizin %60’ı yağdan oluşur bunun çoğu ise omega-3 yağları ve kolesteroldür. Yağ oranı düşük, karbonhidrat içeriği yüksek bir diyetle beslendiğinizi de beyninizi aç bırakmış olursunuz.
Beslenmede sağlıklı yağların eksikliği depresyon, intihar eğilimi, agresif davranışlar, dikkat eksikliği, hiperaktivite, otizm ,felç ve travma ile ilişkilendirilmiştir.

Yapılan bir araştırmada, omega 3 yağ asitleri tüketimi az olan bireylerde demans riski %37 artmış olarak bulunmuştur. Omega 3 tüketimi fazla olan bireylerde ise risk %44 azalmıştır. Zeytinyağı, ceviz ve keten tohumu demans riskini %60 düşürmüştür.


Paragraf-metniniz-2.png
21/Tem/2022

Yem yiyen endüstri tipi hayvanların etlerinde yüksek miktarda antibiyotik hormon ve tarım ilaçları bulunmaktadır.
İneklerin mideleri ot yemek için tasarlanmıştır. Tahıl ,mısır ,silaj yemi için değil. Mısır yemleri, hazır yemler fermente edilmiş olup hayvan bu yemleri yediği zaman bakteriler tarafından oluşan gaz nedeniyle şişkinlikten patlamaması için hayvanlara antibiyotik verilmektedir.
Bugün Amerika’da yaklaşık 12 ton antibiyotik kullanılmakta bunların yaklaşık 9,5 tonu ise hayvan yemleri için kullanılmaktadır. Bu da hayvanlarda ve insanlarda ciddi oranda antibiyotik direncine neden olmakta süper enfeksiyonların artmasına zemin hazırlamaktadır. Ayrıca hayvanların daha fazla süt vermesi, kısa sürede daha fazla kilo alması için birçok hormon verilmekte bu hormonlar da dolaylı olarak vücudumuza geçmekte ve hormonel yapımızı bozmakta çocuklarda ise erken ergenliğe girmeye neden olmaktadır.


Paragraf-metniniz-1.png
21/Tem/2022

Tokluk hormonu olarak da bilinen leptin hormonu yemeklerden 4-5 saat sonra devreye girer , yağların yakımında ve kilo verilmesinde etkilidir. Ayrıca leptin hormonu depolanmış yağları şekere dönüştürüp gerekli enerjiyi sağlıyor. Yani yediklerinizi enerjiye çevirir yağların yakılmasını sağlar.

Leptin hormonu en çok gece 02-05 saatleri arasında salgılanıyor. Ancak gece bu salınımın gerçekleşmesi için akşam saat 8’den sonra yemek yenmemesi gerekiyor. Aksam 8’den sonra yemek yendiğinde ise insilün salgılanır ve yediklerinizi yağ olarak depolar.


Copyright Dr. Esra Gökmen. Tüm Haklara Sahiptir. Tasarım Fusion Reklam